9 Mayıs 2017 Salı

2007'de Bir Blog Doğdu, Annesi Adını Neslice Tarifler Koydu

Bundan tam 10 sene önce eski çalıştığım şirkette kızlarla ayda bir buluştuğumuz paralı günümüz vardı. Her ay bir yerde toplanıp muhabbetin kahkahanın dibine vuruyorduk. Bir ay kızlardan birinin gününe, gün dışından biri de gelmişti. Suna’nın arkadaşıymış. Adı Dilek. Kırmızıya yakın kısacık kızıl saçlı, şen şakrak, eğlenceli, aykırı bir tip.

O zamanlar benim yeni tanıştığım insanlarla mesafeli olmak gibi bir kaygım yok. Yeni birilerini tanımak heyecan veriyor o sıralar.. O gece bir samimi olduk Dilek’le. Birbirimizin numaralarını almamızla, ay bak mutlaka görüşelim diye birbirimize ısrarlar etmemizle akşamı sonlandırdık.

Çok geçmedi sık sık görüşmeye başladık Dilek’le. İzmir’li olması ve çılgınlıkla karışık naifliği beni kendisine bağladı. Dilek fotoğrafçılık mezunuydu. O sıralar home office çalıştığı ve eşi Ömer de sık sık iş için şehir dışına gittiği için onlarda çok kalırdım. Bir akşam iş çıkışı gitmişim gene Dilek’lere. Ömer şehir dışında. Dilek oturmuş külüstür bir bilgisayarın başına, çatır çutur bir şeyler yazıp duruyor. Arada bilgisayar takılıyor, indiriyor bir tane monitörün kafasına.

Ben iş yaptığını zannederken o blog yazıyormuş meğer. Bloğunun adı da pek afilli “Arzın Merkezine Yolculuk”.

Ne zamandır bana, blogda yazdıklarımı okusana diye ısrar edip duruyordu. Bir kaç defa okumuştum. Gerçekten de güzel şeyler yazıyordu. Çok entelektüel bir kızdı ve çok şey hakkında fikir sahibiydi. O akşam tutturdu hadi sana da blog açalım diye. Ya dedim ne bloğu? Ne anlarım ben blog yazmaktan? Derken bu beni bir gaza getirdi. İyi be tamam açalım hadi dedim. Dilek bilgisayar başında bana blog açmak için uğraşırken, pat diye dönüp “bloğun ismi ne olsun?” dedi. Beni aldı bir telaş. Şu mu olsun yok olmaz, bu mu olsun var öyle bir adres diye diye Dilek’le düşünmeye başladık.

Ben o sıralarda yan flüt çalmaya merak sarmışım. Gitmişim küçük bir servet dökerek kendime Fox marka bir yan flüt almışım. CSO’nun yan flüt şefinden özel ders alıyorum. Her gittiğim yere yan flütümü götürüyorum falan. O vakitler havalı sayılacak türden bir hayatım var ama bir taraftan da beyaz yakalıyım. Bloğun adı ne olsun ne olsun diye düşünürken, olsa olsa benim bloğun adı “Neslice Düttürü Dünya” olur dedim.

Oldu da.


O akşam açtı Dilek bloğu. Bak dedi bloğunu güncel tutacaksın. Sık sık bir şeyler yazacaksın. Başka blogları takip edip yorum yazacaksın, sana yapılan yorumlara cevap vereceksin diye öğütler verdi. Tamam dedim. 

Gel gelelim benim blogla uzaktan yakından bir ilgim olmadı ilk başlarda. Dilek, kullanıcı adımı ve şifremi bildiğinden arada girip bir şeyler yazıyordu. Bazen saydırıp sövdürüyordu bana yazdıklarıyla. Baktım olacak gibi değil tamam dedim yazacam ben de bir şeyler.

Aldım sazı elime ve yazmaya başladım bir şeyler. Yazıyorum ama kel alaka şeyler. 3 yıl kadar da sürdü blogla olan seviyeli ilişkimiz.

3 sene sonra bir akşam evde Julie and Julia adında bir film izliyorum. Filmde Amy Adams kendi çapında yemekler yapıp eşine yediriyor ve tariflerini de bir deftere yazıyor. Sonra tariflerini blog olarak yazmaya başlıyor. Sonrasında da hayallerinin peşinden koşmaya başlıyor falan. Filmi izledikten sonra acayip cazip geldi yemek bloğu yazma fikri. Yemek yemeyi de pişirmeyi de seviyorum. Pişirdiklerimi yedirmeyi daha çok seviyorum. E o zaman benim tariflerimi de birileri yapıp yerse ve beğenirse ne güzel olur dedim. Hemen oturdum bilgisayarın başına. Önce bloğumun adını değiştirdim. Sonra eski kayıtları sildim. Sonra da ilk tarifimi yazıp paylaştım. O zamanlarki sevgilim (şimdiki eşim) de sağolsun ilk yorumunu yaptı Çerkez Tavuğu tarifime.

Ve böylece hayat buldu “Neslice Tarifler”. İlk başlarda mutfak mermerinin üzerinde çektiğim fotoğrafların yerini sonralarda pencere önleri aldı. Tariflerimde göze hitap eden aksesuarlar devreye girdi. Fotoğraflarımı Picasa süsledi. Sadece “malzemeler”den ve “yapılışı”ndan ibaret olan tariflerimi, yeri geldi hayatımdan kesitler renklendirdi.


Hiç unutmam “Neslice Tarifler”in bebeklik döneminde yemek bloglarını harıl harıl araştırırdım. Hepsine yorum yazardım. Hatta şimdilerde bana yapıldığında çok itici gelen şeyi yapıp “yeni bir bloğum var, bana da gelin” diye bloggerları yorumlarımla taciz ederdim. O zamanlar takipçi sayısı çok olanlara imrenir, keşke beni de çok takip eden olsa diye iç geçirirdim. Sonradan anladım ki önemli olan seni kaç kişinin takip ettiği değil, takip eden kaç kişinin merakla ve heyecanla okuduğuymuş..

E tabi bunları yazarken aklıma şu kısa hikaye de gelmiyor değil. Yazarın birine sormuşlar. Kitabınızın 100 kişi tarafından 1 kere okunmasını mı istersiniz? Yoksa 1 kişi tarafından 100 kere okunmasını mı? Yazar da cevap vermiş: 100 kişi tarafından 100 kere okunmasını.

Gönül ister ki binlerce takipçim olsun, yazdıklarıma yüzlerce yorum gelsin. Ama bazen az, öyle çoğalıyor ki hayatta. Var olanların varlığına şükredip, sadece onlar olsun yeter diyecek kadar tatminkar oluyorsunuz. Tıpkı benim bloğum sayesinde edindiğim zenginlikler gibi.


Yıllar geçti ve ben “Neslice Tarifler” sayesinde ufkumu genişleten, yetenekleri ve emekleri karşısında şapka çıkartan bloglar tanıdım. Çok güzel arkadaşlar, dostlar edindim. Emel Ablam, Aslı, Ahu, Leyla ilk aklıma gelenler.. Dünya’nın diğer ucunda Kanada’da yaşayan Emel Ablam dert ortağım oldu benim. En büyük acılarımı da, en güzel mutluluklarımı da ilk onunla paylaştım. Sevgilimle barıştığımızı ve evleneceğimizi ilk duyanlardandır. Düğün davetiyemi ilk ona gönderdim. Hamileliğimi başından sonuna kadar takip etti. Teee Kanada’lardan kızıma hediyeler gönderdi. Hem de her doğum gününde. O da yetmedi, her Türkiye’ye geldiğinde beni hediyeleri ile mahcup etti. Ve belki de en hazini Emel Ablamla henüz yüz yüze görüşemedik. Ama inanıyorum, o gün de gelecek.

Şimdilerde yeni blog yazanlara bakıyorum. Daha profesyoneller. Ama 10 yıldır blog yazan biri olarak mütevazılığı bir kenara bırakıp şunu söyleyebilirim. Eskiler daha güzeldi. Bizim zamanımızda blog yazanlar yorumlarda kavga etmezdi. Kıskançlık hiç olmazdı. İade-i ziyaret önemliydi. Tariflerde (varsa) mutlaka kaynak gösterilirdi. Farklı sosyal medya hesaplarında paylaşımlar tüketilmezdi. Sevdiğimiz bir dizi filmin devamını bekler gibi beklerdik, sevdiğimiz blogların yeni paylaşımlarını.

2007 yılında çıktığım blog macerasında, hayallerimi gerçekleştirme yolunda minik adımlarla ilerliyorum. Hala kumanda panelimi heyecanla açıyorum. Yeni bir yorum gelmiş mi? Takip ettiğim bloglarlar yeni paylaşımlar yapmış mı? diye panelime merakla bakıyorum. Ve her paylaşımımda heyecanım her geçen gün biraz daha artıyor..

İyi ki Dilek’le tanışmışım. İyi ki sana blog açalım demiş. İyi ki o filmi izlemişim. Ve iyi ki “Neslice Tarifler” doğmuş ve bloğum 10 yaşında olmuş.

Birlikte nice senelere..


Not: Dilek İstanbul’a taşındı. İstanbul’dayken birkaç defa görüştük ama sonrasında birbirimizin izini kaybettik. Duyduğum kadarıyla İstanbul’da doğum fotoğrafçılığı yapıyormuş. Onu çok özlediğimi ve şu düttürü dünyada blogla da olsa kendime ait bir yer açtığı için ona minnettar olduğumu bilmesini isterim.

20 yorum:

  1. Çok keyifli bir macera bu maceranın içinde olmak heyecan verici nice senelere ssk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nice maceraları birlikte yaşayalım sevgilim ssk

      Sil
  2. Nice senelere :)) Bazı tanışıklıklar bir şeylere vesile olup sürecini tamamlar ve hep öyle sıcak hatırlanırlar. Güzellikler sizinle olsun :) Sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Hep gülümseyerek hatırlayacağım bir tanışıklık benimkisi. Ben de sevgilerimi yolluyorum.

      Sil
  3. Güzel blogunuzun nice on yılları olsun. Sağlıkla, keyifle yazın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Hep birlikte olur inşallah..

      Sil
  4. On yıl ne kadar da uzun bir zaman. Nice yillara. Beni eklerseniz sevinirim:))) Şaka tabii ki. Blogun hikayesi, belli bir noktaya evrilişi ilgiyle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geriye dönüp bakınca hem uzun hem de ne kadar çabuk geçmiş dedirtiyor seneler.. İlgiyle okumanıza çok sevindim.

      Sil
  5. Ben de çok memnunum sizi tanımaktan :)) Nice nice yıllara :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı memnuniyet bana ait. Sizi tanımak da çok güzel benim için :)

      Sil
  6. Bloğunuza nice sağlıklı 10 yıllar diliyorum. Bu arada siz ve eşiniz sayesinde hafta sonu gelecek misafirlerime yapılacaklar listesine çerkez tavuğunu da ekledim. Sevgi ve saygıyla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep birlikte olsun İlhan Bey. Eski blog yoldaşlarımdansınız siz de :) Umarım size ve misafirlerinize mahçup olmayız :) Bizden de selam ve sevgiler..

      Sil
  7. İlginç sizin gibi eski bir blogerı nasıl da gözden kaçırmışım. Ben yemek bloglarını ilgiyle takip ediyorum. Yemek pasta börek yapmayı yedirmeyi farklı tarifler denemeyi seviyorum. Çok farklı biz blog açma hikayeniz varmış. Dilek arkadaşınıza da buradan selam olsun ;)
    Keyifli tarif ve yazılarda buluşmak üzere hoşçakalın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklu hayat da benim ilgi alanım. Ben de yazılarınızı merakla okuyacağım..

      Sil
  8. Sizi zaten takip ediyorum ama bu yazıyı okurken o kadar keyif aldım ki :) Nice nice senelere :)

    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar memnun oldum anlatamam size. Hep birlikte inşallah..

      Sil
  9. Sevgili kızım. Ancak blog okuyabileceğim günler geldi, geceleri seçmem daha iyi odaklanmama yardımcı oluyor. Öncelikle onuncu seneni kutlarım. Nice seneler diyorum.
    Gerçekten hikayen çok keyifliydi. Dilek hanımla yine buluşursunuz inşallah. Seni seviyoruz canım. Anneler günün de kutlu olsun kızım. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Ece Abla. Umarım okurken zorlanmamışsınızdır. Hep birlikte nice senelerimiz olur inşallah.. Dilek'i bulmayı gerçekten çok isterim. Sizin de anneler gününüz kutlu olsun. Selamlar, sevgiler..

      Sil
  10. Yazını okurken çok keyif aldım Neslim ve blog açma hikayeni öğrendim. Uzun yıllardır tanışıyoruz aslında ama hala hikayelerimizi yeni oğreniyoruz değil mi?
    Yeni bloggerlar alışma devresindeler onlarda oğrenicekler ama keşke kıskançlıklar olmasa ve galiba eski bloggerlar daha samimi ve yardımseverdi.
    Dostbahçem inanılmaz biri çok seviyorum bende onu :)
    Miniğini ve seni kocaman opüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Aslım nerelerdesin? Çok özledim seni.. Evet dediğin gibi yıllardır tanışığız ama bazı hikayelerimiz bugünü beklemiş :) Emel Ablam en sevdiklerim arasında.. Tıpkı senin gibi.. Biz de kızımla birlikte seni çok öpüyoruz..

      Sil

Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...